2005 YILI ARSA VE ARAZİLERE AİT ASGARÎ BİRİM DEĞERLERİNİN YENİDEN TESPİTİ
1-GİRİŞ:
Bilindiği gibi emlak vergisi uygulamasına esas olmak üzere, 2005 yılında yapılan arsa ve arazilere ait asgarî ölçüde birim değer tespitlerine ilişkin takdir kararları, uygulama boyutunda, özellikle arsalar için oluşan değerlerin bazı bölgelerde yüksek takdir edilmiş olması münasebetiyle kamuoyunda eleştiri konusu edilmiştir. Sorunun oluşumundaki temel sebep, mükelleflerin bizzat kendilerinin konuyu yargı sürecine taşıyamamaları olarak gösterilebilir. Nitekim kamuoyunda cereyan eden bu uygulama sorunu, Meclisimizin gündemine de taşınması münasebetiyle, 5538 sayılı Kanunun 7. maddesiyle Emlak Vergisi Kanununa eklenen Geçici 22. madde dahilinde çözümlenmeye çalışılmıştır. ([1])
2-YASAL DÜZENLEMELER:
2.1. Kanun Hükmü (Emlak Vergisi Kanunu Geçici 22. Madde)
5538 sayılı Kanunun 7. maddesiyle Emlak Vergisi Kanununa eklenen Geçici 22. madde hükmüne aşağıda yer verilmiştir.
“Takdir Komisyonlarınca 2005 yılında yapılan arsa ve arazilere ait asgarî ölçüde birim değer tespitlerine ilişkin takdir kararları, anılan komisyonlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde incelenerek, arsa ve arazilerin takdir işleminin yapıldığı tarihteki asgarî ölçüde birim değerlerinde düzeltmeye gerek görülenler yeniden takdir edilmek suretiyle karara bağlanır. Bu kararlar hakkında, büyükşehir belediyesi bulunan illerde 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 49 uncu maddesinin (b) fıkrasının ikinci bendi hükmü uygulanır.
Takdir kararlarından; arsalara ait olanlar, takdirin ilgili bulunduğu il ve ilçe merkezlerindeki ticaret odalarına,ziraat odalarına ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıkları ile belediyelere, araziye ait olanlar ise il merkezlerindeki ticaret ve ziraat odaları ile belediyelere imza karşılığında verilir. Kendilerine karar tebliğ edilmiş bulunan daire, kurum, teşekkül ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıkları ilgili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilirler. Vergi mahkemeleri nezdinde dava açılmasında ve bu dava üzerine verilen kararlar aleyhine Danıştaya başvurulmasında 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 49 uncu maddesinin (b) ve (c) fıkraları hükümleri uygulanır.
Emlak Vergisi Kanununun 29 uncu maddesine göre ilgili belediyelerce 2006 yılının Kasım ayı içinde bu maddeye göre hesaplanacak emlak vergisinden, 2005 yılında yapılan asgarî ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerleri ile 2006 yılına ait bina metrekare normal inşaat maliyet bedelleri dikkate alınarak birinci taksit olarak tahakkuk ettirilen emlak vergisi mahsup edilir ve kalan tutar 2006 yılının Kasım ayı içinde ikinci taksit olarak ödenir. 2006 yılı için hesaplanan emlak vergisinin birinci taksit olarak tahakkuk ettirilen vergiden az olması halinde aradaki fark, verginin ödenmiş olması halinde mükellefin ilgili belediyeye olan 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu kapsamındaki diğer borçlarına mahsup edilir. Borcun bulunmaması halinde ise mükellefe red ve iade olunur. Emlak vergisi ödenmemiş ise tahakkuktan terkin edilir.
Bu maddenin uygulamasına ilişkin usûl ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
Madde hükmünün bütünlüğü içerisinde tespit edilen temel husus, özelikle takdir kararları sonrasında mağdur duruma düşmüş olan mükelleflerin mağduriyetinin giderilmek istenmesi amacıdır. Bu esastan hareketle, önce takdir komisyonları kararlarını 11.08.2006 tarihine kadar tekrardan gözden geçirecekler, bunun da ötesinde, her ne kadar bu yasa hükmüyle de mükelleflerin doğrudan takdir kararlarını yargı sürecine taşınması mümkün olmamışsa da, hem geçici 22. madde, hem de atıf yaptığı Vergi Usul Kanununun Mükerrer 49. maddesi çerçevesinde kararların bir kez daha ticaret-ziraat odaları, mahalle ve köy muhtarları, belediyelerce yargı sürecine taşınma imkanı yaratılmıştır. Ancak bu noktada, kanun metnindeki “birim değerlerinde düzeltmeye gerek görülenler yeniden takdir edilmek suretiyle karara bağlanır.” ifadesi, takdir komisyonlarının yeni bir karar oluşturulması durumuna bağlı olarak yargı yolunun açılabileceğini gündeme getirmektedir. Dolaysıyla yeni bir karar tesis edilmemesi durumunda, 2005 yılı için belirlenen değerlerin uygulamasına aynı şekilde devam edilmesi gerekecektir.
2.2. Emlak Vergisi Kanunu İç Genelgesi (2006/1)
Emlak Vergisi Kanununa eklenen Geçici 22. maddesinin son paragrafı gereği, Maliye Bakanlığı Kanun mucibince almış olduğu usul ve esasları belirleme yetkisini 2006/1 seri numaralı Emlak Vergisi Kanunu İç Genelgesi ile kullanmıştır. ([2])
Çalışmamızın bu bölümünde, söz konusu Genelgeye önceki düzenlemelerle de bağlantı kurmak suretiyle, uygulama başlıkları itibarıyla yer verilmiştir.
2.2.1- Komisyonların Kuruluşu
Arsa ve arazilere ait asgari ölçüde birim değerlerinin tespiti 2005/1 seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu İç Genelgesinde ([3]) açıklandığı şekilde, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 72 nci maddesine göre yeniden oluşturulacak arsa ve arazilere ait takdir komisyonları ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde aynı Kanunun mükerrer 49 uncu maddesinin (b) fıkrası uyarınca kurulacak merkez komisyonunca yapılacaktır.
Söz konusu genelgeye göre Komisyonların oluşumu aşağıdaki gibidir.
Arsalara ait takdir komisyonu,
a) Belediye başkanı veya tevkil edeceği bir memur (Başkan),
b) İlgili belediyeden yetkili bir memur,
c) Tapu sicil müdürü veya tevkil edeceği bir memur,
d) Ticaret odasınca seçilmiş bir üye,
e) İlgili mahalle veya köy muhtarından kurulur.
Arazilere ait Takdir Komisyonu,
a) Vali (Başkan),
b) Defterdar,
c) Tarım ve Köyişleri Bakanlığı il müdürü,
d) İl merkezlerindeki ticaret odasından seçilmiş bir üye,
e) İl merkezlerindeki ziraat odasından seçilmiş bir üyeden kurulur.
Merkez Komisyonu:
a) Vali veya vekalet vereceği memurun başkanlığında,
b) Defterdar veya vekalet vereceği memur,
c) Vali tarafından görevlendirilecek tapu sicil müdürü,
d) Ticaret odasınca görevlendirilecek bir üye,
e) Serbest muhasebeci mali müşavirler odasınca görevlendirilecek bir üye,
f) Esnaf ve sanatkarlar odaları birliğince görevlendirilecek bir üyeden kurulur
2.2.2. Yeniden Takdirde Uyulacak Esaslar
- Arsa ve arazilere ait takdir komisyonları, birim değer tespitlerine ilişkin takdir kararlarından düzeltmeye gerek görülenleri, geçici 22 nci maddenin yürürlük tarihi olan 12.07.2006 tarihinden itibaren 30 gün içinde (11.08.2006 tarihine kadar) inceleyerek, yeniden takdir etmek suretiyle karara bağlayacaklardır.
- Bir cadde veya sokağın bir tarafının bir belediyeye diğer tarafının ise diğer bir belediyeye ait olması halinde, farklı takdir komisyonlarınca yapılacak takdirlerde ortaya çıkabilecek değer farklılıklarını en aza indirmek ve vatandaş mağduriyetini önlemek açısından, takdir komisyonları arasında gerekli eşgüdüm sağlanmak suretiyle uyumsuzlukların giderilmesine çalışılacaktır.
- 2005 yılı birim değer tespitine ilişkin takdir komisyonu kararları aleyhine açılan davalar sonucu yargı mercilerince verilen kararlara göre kesinleşen değerlerin de takdir komisyonlarınca yeniden yapılacak değer tespitlerinde dikkate alınacaktır.
- Gerekli görülen hallerde, takdir işlemleri yapılırken teknik elemanlardan da faydalanılacaktır.
- Takdir komisyonlarınca tespit edilecek arsa ve arazi metrekare birim değerleri dört yıl süreyle geçerli olacaktır. Ancak, vergi değerini tadil eden sebeplerin bulunması nedeniyle mükellefiyet tesisi gereken hallerde vergi değerinin hesabında, söz konusu değerler gelecek yıllarda emlak vergisindeki yıllık artış oranı olan yeniden değerleme oranının yarısı nispetinde artırılarak dikkate alınacağından, değer tespiti yapılırken ileriye yönelik muhtemel değer artış ve azalışı gibi faktörler üzerinde durulmayacaktır. Buna göre takdirler, 2005 yılındaki esaslar göz önünde bulundurulmak suretiyle gerçekleştirilecektir.
2.2.3. Takdir Komisyonlarınca Yapılacak İşlemler
- Oluşturulacak takdir komisyonları, 2006-2009 yıllarında uygulanmak üzere, 2005 yılında takdir edilmiş asgari ölçüdeki arsa ve arazi birim değerlerinden düzeltmeye gerek görülenleri en kısa zamanda inceleyerek yeniden tespit edeceklerdir.
- Büyükşehir belediyesi bulunan illerde, arsa ve arazilere ait takdir kararlarının birer örneği imza karşılığında merkez komisyonuna verilecektir. Merkez komisyonu, kendilerine tebliğ edilen kararı 15 gün içinde inceleyecek ve inceleme sonucu belirlenen değerleri ilgili takdir komisyonuna geri gönderecektir. Merkez komisyonunca belirlenen değerlerin ilgili takdir komisyonu kararlarında yer alan değerlerden farklı olması halinde bu değerler, ilgili takdir komisyonlarınca yeniden takdir yapılmak suretiyle dikkate alınacaktır.
- Arsalara ilişkin takdir komisyonu kararları gerekçeli olarak, yedi örnek halinde yazılacaktır. Ticaret ve ziraat odası bulunmayan yerlerde karar sayısı beş, bunlardan sadece birisi bulunan yerlerde ise karar sayısı altı örnek olacaktır.
- Takdir komisyonları, takdir kararlarının (büyükşehir belediyesi bulunan illerde merkez komisyonu incelemesinden geçmek suretiyle yeniden yapılan takdirlere ilişkin kararlar) iki örneğini ilgili belediyeye, bir örneğini Defterdarlıklara (Gelir Müdürlükleri), Vergi Dairesi Başkanlığı bulunan illerde Vergi Dairesi Başkanlıklarına, birer örneğini ise takdirin ilgili bulunduğu il veya ilçe merkezlerindeki ticaret odalarına, ziraat odaları ile ilgili mahalle veya köy muhtarlıklarına en geç 11 Ağustos 2006 (Büyükşehir belediyesi bulunan illerde 28 Ağustos 2006) tarihine kadar göndereceklerdir.
- Arazilere ilişkin takdir komisyonu kararı da gerekçeli olacak, kararın aslı kararı veren komisyon tarafından muhafaza edilecek ve kararın birer örneği il merkezlerindeki ticaret ve ziraat odaları ile ilde mevcut (ilçeler ve beldeler dahil) belediyelere en geç 11 Ağustos 2006 (Büyükşehir belediyesi bulunan illerde 28 Ağustos 2006) tarihine kadar verilecektir.
- Takdir komisyonu kararları, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 49 uncu maddesinin (b) fıkrasında yer alan dava açma süresini ve yerini de içerecek bir yazı ile ilgililere tebliğ edilecek ve tebliğlerin memur eliyle yapılması sağlanacaktır.
- Bir mahallenin veya köyün birden fazla belediyenin yetki alanı içinde yer alması halinde, bu mahalle veya köye ait takdir işlemi, mahalle veya köyün alan itibariyle daha büyük bölümünü yetki alanı içerisinde bulunduran belediyenin takdir işlerine bakan komisyon tarafından yapılacaktır. Ayrıca, diğer belediyeleri de ilgilendirdiğinden, bu tür kararların tasdikli birer örneği ilgili belediyelere de gönderilecektir.
- Takdir komisyonu kararlarında ismi değişen mahalle, cadde ve sokakların yeni isimlerinin karşısına, eski isimleri de yazılacaktır.
- Daha önceki takdir dönemlerinde yapılan asgari ölçüde arsa birim değer takdirlerine ait takdir komisyonu kararlarının; Takdir komisyonu kararlarının gerekçeli olmadığı, bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı veya yaptırılan bilirkişi incelemelerinin yetersiz olduğu, takdirler sırasında Emlak Vergisine Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzük hükümlerinin dikkate alınmadığı gibi gerekçelerle Danıştay tarafından iptal edilme hususu göz önünde bulundurulacaktır.
2.2.4. Merkez Komisyonu Kararları ve Bağlayıcılığı:
4751 sayılı Yasa ile değişik mükerrer 49. maddenin (b) bendinin ikinci fıkrasının son cümlesi;
“Merkez komisyonunca farklı değer belirlenmesi halinde bu değerler ilgili takdir komisyonlarınca yeniden takdir yapılmak suretiyle dikkate alınır…” şeklindedir. Bu noktada;
- Merkez komisyonlarınca, takdir komisyonlarından farklı değer belirlenmesi halinde bu değerlerin, ilgili takdir komisyonlarınca yeniden takdir yapılmak suretiyle dikkate alınacağı yolundaki hükme bağlı olarak takdir komisyonlarının belirlediği değerlerin mi, yoksa merkez komisyonların belirlediği değerlerin mi, esas alınacağı,
- Merkez komisyonlarının belirlediği değerlerin farklı olması halinde, takdir komisyonlarınca yeniden takdir yapılırken, bu farklılığın hangi ölçüde dikkate alınacağı,
- Takdir komisyonları merkez komisyonlarınca belirlenen değerleri aynen mi takdir edeceği,
- Takdir Komisyonlarının Merkez komisyonlarının belirlediği değerler dışında farklı bir değer belirleme yetkilerinin olup olmayacağı sorularını doğurmaktadır.
İlk defa uygulanan bu sistemde çoğunlukla merkez komisyonlarının takdir ettiği değerler, takdir komisyonlarının belirlediği değerlerin oldukça altında kalmakta ve takdir komisyonlarının belirlediği değerlerin beşte birine kadar düşürülebilmektedir. Bu durum emlak vergisini toplamakla görevli belediyeden iki üyenin bulunduğu ve başkanı aynı zamanda belediye başkanı olan takdir komisyonlarını, merkez komisyonunun belirlediği bu denli düşürülmüş değerleri nasıl ve hangi ölçüde dikkate alacağı konusunda tereddüde düşürmektedir. Yine bazı takdir komisyonları ise 4751 sayılı yasa yürürlüğe girmeden önceki uygulama kapsamında takdir komisyonlarınca belirlenen değerlerin dava konusu olması sebebiyle vergi mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda bilirkişi heyetince belirlenen ve mahkemelerce benimsenen (bu kararların bazıları Danıştay’da onanmıştır) değerleri esas almakta ve çoğunlukla bu değerler yeni yasa kapsamında merkez komisyonlarının belirlediği değerlerden yüksek olduğu gibi takdir komisyonlarının belirlediği ilk değerlerin de üzerinde kalmaktadır.([4])
Sorunun yargıya taşınması süreci ile ilgili olarak Danıştay 9. Dairesince verilen karar özeti ise aşağıdaki gibidir.([5])
“…merkez komisyonunun teşekkülünde kanun koyucunun güttüğü amaç, özellikle üç adet mesleki teşekkül temsilcisi üyeyi komisyona dahil ederek emlak vergisi mükelleflerinin durumları hakkında merkez komisyonu vasıtasıyla takdir komisyonlarını bilgilendirmek, yol göstermek ve tavsiyede bulunmaktır. Merkez komisyonlarının belirlediği değerlerin kesin olduğu ve takdir komisyonları açısından bağlayıcı olacağı şeklinde yapılan yorum Vergi Usul Kanunu’nun sistematiğine uygun olmayacağı gibi, Büyükşehir Belediyelerinin bulunduğu illerdeki takdir komisyonlarını da sistemin dışına çıkarır ki bu da yasanın genel amacına aykırı olacaktır.
…4751 sayılı Yasa ile getirilmek istenen amaç emlakın vergiye tabi gerçek kıymetinin belirlenmesidir. Bu amaçla merkez komisyonları kurulmak suretiyle takdir komisyonlarının yaptıkları takdirlerin bir kez daha incelenmesi sistemi getirilmiştir. Ayrıca merkez komisyonlarının sadece Büyükşehir Belediyesi bulunan illerde kurulması ile Büyükşehir Belediyesi bulunan illerdeki arsaların (özellikle Ankara, İstanbul, İzmir) aşırı değerlenmesine bağlı olarak ilçeler, sokaklar ve caddelerin birbiri ile karşılaştırılarak uyumlu ve adil bir değerleme sisteminin getirilmesi hususunda merkez komisyonlarına bir koordinasyon görevi verilmesi ve takdir komisyonlarının bilgilendirilmesi amacı güdülmüştür.
Bununla birlikte Vergi Usul Kanunu’nun 72. ve ilerleyen maddelerinde takdir komisyonlarının kuruluşu, görevleri, yetkileri açıklanmış ve buna göre arsalara ait asgari ölçüde metrekare birim değerlerinin tespitinde asli görev takdir komisyonlarına verilmiştir. Esasen yasa koyucu merkez komisyonlarının yaptığı değer tespitinden sonra bu iki komisyonun tespit ettiği değerler arasında farklılık bulunması halinde takdir komisyonuna yeniden bir takdir yapma yetkisi vererek takdir komisyonlarının bu konuda asli görevli ve tam yetkili komisyonlar olduğunu vurgulamıştır.”
Kanaatimiz, hem takdir komisyonlarının oluşum süreci, hem de VUK sistematiği içersinde Merkez Komisyonunu kararlarının yol gösterici, bilgilendirici olması yönündedir.
2.2.5 Belediyelerce Yapılacak İşlemler
Belediyeler, yetki alanları içinde yer alan mahalle ve köylerin alfabetik sıraya göre liste halinde eksiksiz ve beş örnek olarak düzenleyeceklerdir. Ek:1 Liste Örneği
Bu listelerden bir örneği ilgili muhtarlığa gönderilecek, bir örneği belediyenin ilana mahsus yerine asılacak (Listeler 2006 yılı Kasım ayı sonuna kadar asılı kalacaktır.), diğer bir örneği ise ilgili belediyede muhafaza edilecektir. Diğer iki örnek ise, dava açma süresinin bitimini takip eden 15 gün içinde defterdarlığa veya vergi dairesi başkanlığı bulunan illerde vergi dairesi başkanlığına gönderilecektir.
Dava dilekçelerinin belediyelere gelmesinde gecikme olabileceği ihtimali göz önünde bulundurularak, takdir komisyonu kararlarına karşı dava açılıp açılmadığı hususu araştırılacaktır.
Söz konusu listeler muhtarlıklara, “muhtarlıklarda uygun bir yere asılmak suretiyle ilan edilmesi ve asılan listelerin 2006 yılı Kasım ayı sonuna kadar asılı kalması” hususunu belirten bir yazı ekinde gönderilecektir.
2.2.6. Vergi Dairesi Başkanlıklarınca (Defterdarlıklarca) Yapılacak İşlemler
Vergi Dairesi Başkanlıkları, bulunmayan yerlerde Defterdarlıklar, yeniden takdir edilmek suretiyle kendilerine gönderilen listeleri bir araya getirmek suretiyle elektronik ortamda en geç 8 Eylül 2006 tarihine kadar Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’na göndereceklerdir.
2.2.7. Takdir Komisyonu Kararlarının Dava Konusu Olması
213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 49 uncu maddesinin (b) fıkrası gereğince, takdir komisyonu kararlarına karşı onbeş günlük süre içinde ilgili daire, kuruluş ve muhtarlıklarca vergi mahkemeleri nezdinde dava açılabilecek, vergi mahkemesi kararlarına karşı da onbeş gün içinde Danıştaya başvurulabilecektir. Tek savunma ile dosyası tekemmül edecek olan bu davalar, Danıştay ve vergi mahkemelerince dosyanın tekemmül tarihinden itibaren en geç bir ay içinde karara bağlanacaktır.
- Takdir komisyonu kararları aleyhine süresi içerisinde vergi mahkemeleri nezdinde dava açılmamış ise, takdir edilen değerler kesinleşecektir.
- Takdir komisyonu kararlarına karşı vergi mahkemeleri nezdinde dava açılmış olması, bu kararlar uyarınca yapılacak işlemleri durdurmayacağından, esasa ilişkin bir karar verilmedikçe takdir komisyonu kararları uygulanacaktır.
- Kararlar hakkında yürütmenin durdurulması talebinde bulunulması ve vergi mahkemeleri tarafından da yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi halinde, vergi mahkemelerinin kararlarına göre işlem yapılacaktır.
- Açılan davalar sonucunda vergi mahkemelerince takdir komisyonu kararlarının iptaline karar verilmesi halinde, vergi mahkemesi kararları ile ilgili olarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulu Kanununun 28 inci maddesinin 1 numaralı fıkrası uyarınca, gecikilmeksizin işlem tesis edilecek ve bu süre hiçbir şekilde 30 günü geçmeyecektir. Bu çerçevede takdir komisyonları gecikmeksizin toplanacak ve vergi mahkemesi kararları gözönünde bulundurulmak suretiyle yeni bir karar vereceklerdir. Ayrıca, ilgili valilerce Danıştay nezdinde temyiz konusu yapılması konusunda muvafakat verilen vergi mahkemesi kararları için, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 49 uncu maddesinin (b) fıkrasına göre 15 gün içinde dava açılabilecektir.
- Vergi mahkemelerince tadilen tasdik yönünde karar verilmesi halinde de, 2577 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin 1 numaralı fıkrası uyarınca gecikilmeksizin işlem tesis edilecek ve bu süre hiçbir şekilde 30 günü geçmeyecektir. Ayrıca, bu kararlardan ilgili valilerce Danıştay nezdinde temyiz konusu yapılması uygun görülenler için 15 gün içinde dava açılabilecektir.
- Yargı kararları üzerine takdir komisyonlarınca yeniden verilen kararlar ile daha evvel verilen takdir kararlarından yargı kararları ile kesinleşenler, belediye ve muhtarlıklarda ilana mahsus yerlere asılmak suretiyle mükelleflere duyurulacak ve bu listelerin Kasım ayı sonuna kadar asılı kalması sağlanacaktır.
- Vergi mahkemeleri veya Danıştay nezdinde dava açılması halinde, bu mercilerden kararların süratle alınmasını temin etmek için belediyeler, savunma ve dava dilekçelerini adı geçen mercilere mümkün olan en kısa süre içinde ulaştırılmasını sağlayacaklardır.
- İdari yargı tarafından verilen karara göre kesinleşen asgari ölçüde arsa birim değerleri aylık periyotlarla defterdarlıklara, vergi dairesi başkanlığı bulunan illerde vergi dairesi başkanlığına bildirilecek, defterdarlıklar veya vergi dairesi başkanlıkları bunları ek listeler halinde Maliye Bakanlığına (Gelir İdaresi Başkanlığı’na) göndereceklerdir.
- Vergi mahkemesi kararı uyarınca takdir komisyonu tarafından yeniden belirlenen değerler nazara alınarak tahakkuk ettirilen emlak vergisi; yargı kararının temyiz edilmesi halinde, Danıştay kararına göre kesinleşen birim değerler dikkate alınmak suretiyle düzeltilecektir.
2.2.8. Mayıs Ayında Ödenen İlk Taksitler ve Mahsubu:
- Emlak Vergisi Kanununun 29. maddesine göre ilgili belediyelerce 2006 yılının Kasım ayı içinde bu maddeye göre hesaplanacak emlak vergisinden, 2005 yılının birinci taksiti olarak tahakkuk ettirilen emlak vergisi mahsup edilecektir.
- Mahsup sonrası kalan tutar, 2006 yılının Kasım ayı içinde ikinci taksit olarak ödenecek tutardır.
- 2006 yılı için hesaplanan emlak vergisinin birinci taksit olarak tahakkuk ettirilen vergiden az olması halinde aradaki fark, verginin ödenmiş olması halinde mükellefin ilgili belediyeye olan 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu kapsamındaki diğer borçlarına mahsup edilecektir.
- Borcun bulunmaması halinde ise mükellefe red ve iade olunacak, emlak vergisi ödenmemiş ise tahakkuktan terkin edilecektir.
3- SONUÇ:
Emlak Vergisi’nde beyan sisteminin uygulandığı 1972 yılından günümüze kadarki süreçte, mükelleflerin eğilimi, gayri menkullerin değerlerini rayicine nazaran düşük gösterime şeklinde gerçekleşmiştir. Bu durum vergi hasılatını azaltmış ve “vergide adalet ilkesi” ni zayıflatmıştır. Beyan sisteminde görülen aksaklıklar dikkate alınarak emlak vergisinde bina, arsa ve araziler için asgari beyan sistemine geçilmiş ve mükelleflerin bina, arsa ve arazileri için beyan edecekleri değerin idarece tespit edilen miktardan az olmaması sağlanmıştır.
Ancak, bugüne kadar yapılan uygulama göstermiştir ki, genelde mükelleflerin beyan ettikleri rayiç değerler, ilan edilen asgari metrekare değerler ile asgari bina inşaat birim metrekare maliyet bedelleri esas alınarak asgari beyan değeri civarında kalmıştır. ([6])
İşte bu kapsamda, Vergi Usul Kanununun Mük. 49. maddesi, 4751 sayılı Yasa ile değiştirilerek, Takdir komisyonlarının arsalara ve araziye ait asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin dört yılda bir takdir etme olanağı sağlanmıştır.
Öte yandan emlak vergisi uygulamasına esas olmak 2005 yılında yapılan arsa ve arazilere ait asgarî ölçüde birim değer tespitlerine ilişkin takdir kararları, uygulama sürecinde, özellikle arsalar için oluşan değerlerin bazı bölgelerde yüksek takdir edilmiş olması gerçeği ile bizleri karşı karşıya getirmiştir.
Sorunun oluşumundaki temel sebep, arsa komisyonlarının oluşumunda belediyelerin ağırlığı ve/veya belediye gelirlerinin artırılması olarak gözükebilir. Ancak bu noktada mükelleflerin kararın oluşum sürecinde ve sonrasındaki yargı aşamasında her hangi bir tasarruflarının olmaması da önemli bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer yandan Takdir Komisyonlarının belirlemiş olduğu birim değerler, arazi, arsa ve binalar için ödenecek Emlak Vergisini, ayrıca öte yandan da taşınmaz devrinde ödenecek Tapu Harcını etkilediğini de unutulmaması gerekir.
Kamuoyunda cereyan eden bu uygulama sorunu, Meclisimizin gündemine de taşınması suretiyle, 5538 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle Emlak Vergisi Kanununa eklenen Geçici 22. madde ile sorun çözümlenmeye çalışılmıştır.
Madde hükmünün bütünlüğü içersinde tespit edilen temel husus, özelikle takdir kararları sonrasında mağdur duruma düşmüş olan mükelleflerin mağduriyetinin giderilmek istenmesi amacıdır. Bu esastan hareketle, önce takdir komisyonları kararlarını 11.08.2006 tarihine kadar tekrardan gözden geçireceklerdir. Sonrasında, her ne kadar bu yasa hükmüyle de mükelleflerin doğrudan takdir kararlarını yargı sürecine taşınması mümkün olmamışsa da, hem geçici 22. madde, hem de atıf yaptığı Vergi Usul Kanununun Mükerrer 49. maddesi çerçevesinde kararların bir kez daha ticaret-ziraat odaları, mahalle ve köy muhtarları, belediyelerce kararların yargı sürecine taşınma imkanı oluşacaktır. Ancak bu noktada, kanun metnindeki “birim değerlerinde düzeltmeye gerek görülenler yeniden takdir edilmek suretiyle karara bağlanır.” ifadesi, takdir komisyonlarının yeni bir karar oluşturulması durumuna bağlı olarak yargı yolunun açılabileceğini gündeme getirmektedir. Dolaysıyla yeni bir karar tesis edilmemesi durumunda, 2005 yılı için belirlenen değerlerin uygulamasına aynı şekilde devam edilmesi gerekecektir.
KAYNAK :